Ütopyanın Arkasına Saklanan Bir Temsil Biçimi: Dil

Bürokrasiyi alıp eve getirsek ve mutfakta bir kaba koymaya kalksak, bu nasıl bir kap olurdu? Gövdesi geniş, ağzı dar bir kap olurdu herhalde. Peki ya gelecek zamanı bir kaba koysak. O kap kesinlikle şeffaf olurdu ve gelecek zaman, içine koyduğumuz kabın şeklini alırdı.

Bürokrasi, kapalı ve karanlık bir kabın formuna bürünmüşken akışkan olan gelecek zaman, esnek bir kaba ihtiyaç duyar.

Memed Erdener, Ütopik Bürokratik sergi görüntüsü, galerinin izniyle, fotoğraf: Kayhan Kaygusuz.

 

Memed Erdener, Zilberman Galeri’de yer alan Ütopik Bürokratik sergisinde, bürokrasiyi, gelecek zamanı ve ütopyayı tezgâhta yan yana koyar. Karanlık bir kapta yer alan bürokrasi kavramının içine katacağı bir miktar ütopya için alan açmak ister. Bunun için de bürokrasinin kabını esnetmeye çalışır. Fakat bu esnemenin mevcut kap içinde mümkün olmayacağını kabul edip kabı kırarak bir alan açmak gerekir.

Bürokrasi, siyasi temsiller üzerine temellendirilir. Pratikten düşünceye kadar tüm biçimlerinde aşkın bir yapıya sahip olan siyaset, kimi zaman bir mekân, kimi zaman göz göze geldiğimiz bir insan, kimi zaman bir nesne, kimi zaman da dil aracılığıyla temsil edilir. Bu temsil biçimleri arasında önemli yer tutan mekânlara ve nesnelere, gündelik hayatın içinde doğrudan ya da dolaylı olarak temas ederiz. Siyasetin çatışmalar ve baskıların gölgesinde kaldığı bir coğrafyada, insanların açıkça görebileceği bu temsiller, çocukların bile ulaşabileceği yerde dururlar. Bu karşılaşmalar çoğunlukla ağzımızda acı bir tat bırakır.

Memed Erdener, 2021, Gelecek Zamanın Hikayesi Bakanlığı, 3 mm demir levhadan lazer kesim, 25x92x2,5 cm, fotoğraf: Kayhan Kaygusuz.

 

Temsil biçimlerinin içinde doğrudan temas ettiğimiz bir form olan dil, bu serginin taşıyıcısı olur. Hem eleştirel hem de olumlayıcı bakış sunan yapıtlar, sözcüklerin bir araya getirilişi ile oluşturulur. Bu sözcükler, bir araya gelişlerine aracılık eden 3 mm’lik demirin (malzemenin) doğasına karşı dururlar. Kararlı, cesur ve bir o kadar da hayalperesttirler aynı zamanda. ‘Bireyi Kitleyi Oluşturma Görevinden Caydırma Kurulu’, ‘Gelecek Zamanın Hikâyesi Bakanlığı’, ‘Geçmişle Barışma Dairesi’, ‘Hür İrade Tescil Bürosu’, ‘LGBT Hakları Konseyi’ ‘Unutulması Gerekenleri Belirleme Şubesi’ ve ‘Şeylere Kendi Varlık Nedenlerini Verme Dairesi’ gibi sözcük gruplarından oluşan yapıtlar, birer tuval resmi gibi duvara asılmıştır.

Mısır Apartmanı’nın üçüncü katındaki galerinin duvarlarında gördüğümüz sözcük grupları, bir kamu kurumundaki çeşitli odaların kapılarına asılan, odayı ve içerideki kişilerin görevlerini tanımlayan bir fragman sunar. Sergide yer alan her kelimenin, önündeki ve/ya da ardındaki diğer kelimelerle ilişkisi bizi onların karşısında uzun bir süre tutar. Zira bu kelimeler, bir araya gelişlerindeki eleştirellik ile beraber içinde bulunduğumuz coğrafya ve zamandan baktığımızda gelecek zamandan gelmiş gibidirler, gerçekten bir ütopyaya aittirler sanki. Eminim ki pek çoğumuz içlerinden birkaçının ardındaki odaya girmek isterdik.

Memed Erdener, 2021, Unutulması Gerekenleri Belirleme Şubesi, 3 mm demir levhadan lazer kesim, 31x13x2,5 cm, fotoğraf: Kayhan Kaygusuz.

 

Sergi kapsamında sanatçının, içindeki toksiklerden arındırılan bürokrasiyi, gelecek zamanın içine usulca enjekte ettiği bir önerme sunma çabası göz ardı edilemez elbette. Fakat burada göz ardı edilen şey, sözcük gruplarının bir araya gelişinin, dil bağlamında bir temsil kurmasıdır, hatta daha doğrusu dilin temsiliyetini yıkmak yerine sürdürüyor olmasıdır. Buradaki yapı, özünde belki bugünden farklı bir yeri işaret ediyor. Fakat yine de içinde bulunduğumuz siyasi temsillerden uzaklaştırmıyor. Neticede belki daha iyi sayılabilecek bir bürokrasiyi önerse de birkaç adım geriye çekilip baktığımızda hala bir onaylanma kaygısını önceleyen bir dille karşılaşıyoruz. Peki, şunu sormadan edemiyorum, dilin tahakküm kuran bu yapısı sabit kalırken bir ütopyadan ne kadar söz edilebilir?

Farklı kurgularla oluşturulmuş sözcüklerin aslında olağan hale gelerek/getirilerek kabul gören bazı temsilleri (bakanlık, şube, daire) tekrar etmesi ütopya kavramı daha doğrusu ütopik bürokratik önermesi ile çelişir. Sanatçının, bürokrasinin temsillerini tersyüz etmek üzere çıktığı yolun dil bağlamında bir temsile işaret etmesi, ütopyaya doğru hızla yola çıkan izleyiciyi yolun ortasında durup düşünmeye iter. Yapıbozumcu bir yaklaşımla bakmaya başlayan her izleyici o yolda durup Derrida’ya bir selam gönderir.

Galeriyi baştan sona saran sözcükler ile hem kavramsal hem de biçimsel olarak tıka basa dolduran sergiyi görüp artık çıkışa doğru yöneldiğimizde aklımıza Hobsbawm’ın şu sözleri gelir, “Ne de olsa bütün alt üst oluşlara rağmen geçmiş, şimdi ve gelecek, bölünmez bir süreklilik meydana getirirler”[1].

Bu sürekliliğe neden olan şey belki de siyasetin kurduğu tahakkümü yıkıp yeniden inşa etmek yerine bir ütopya ile örtmeye çalışmaktır, kim bilir…

[1] Hobsbawm, E. 2014, Parçalanmış Zamanlar (çev, Osman A.), Agora Kitaplığı, İstanbul.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir